Ahmet Çakar, hakkında yürütülen soruşturmanın perde arkasını ve gözaltı sürecinde ortaya çıkan sağlık sorununu ilk kez Ensonhaber’e özel anlattı:
◽️Bana iddia edilen suçlar... Altı sene önce hanımın bir dükkânı vardı, vekâletle sattım. Hesaba para geldi, aynı parayı ben hanımıma yolladım. Ama gelen parada "Şu ada, şu parsel, dükkân vekâlet satış bedeli" yazıyor. Bu gözden kaçmış. Kara para oldu.
◽️Bir balıkçı var, ona 3 bin lira gönderdim. Bu soruldu. Balık aldım, para verdim; üç bin lira. Otuz bin değil, üç bin lira. Eşim beş bin lira bir mezarcıya, mezar bakım bedeli olarak yollamışım. Bunlar şüpheli para hareketi olarak görüldü.
◽️Bu işin aslını öğrendim. Bu durduk yere başlamadı. Biri veya birilerinin şikayetiyle başladı. Üç büyüklerde şu anda başkanlık yapan, şu anda veya geçmişte.
◽️Serbest bırakıldık. Ben hatta çıktıktan sonra “Allah İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'ndan razı olsun.” dedim. Ben bir önceki gece yiyip içip geziyordum. Orada biraz sıkıntı oldu. Baktık ki damarım yüzde 95 tıkalı. Hemen hastaneye yatırdılar.
◽️Ben İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na, bu soruşmayı yapan savcı arkadaşın suratına karşı teşekkür ettim. Eğer bu olay yaşanmasaydı bende hiçbir belirti vermiyordu.
◽️Belki de bu gözaltı işlemi olduktan sonra oradaki yoğun stres de emare verdi. Bu olmasaydı belki de bir bakmışsın, bir televizyon programında ya da araba kullanırken ya da bir yemek masasında...
@ahmetcakar1